Bağlantı Kopyalandı!
← Bloga Dön

Yürümek ve Sormak

Yürümek. Denememe başlayabilmek için böyle bir başlangıç tercih ettim. Çünkü eğer başlarsam, devamının da gelebileceğini biliyorum. Baksanıza, şimdiden birkaç cümle bitti bile! Haydi bu yazıyı yürütelim.

Ben her gün yürüyorum. Gerçi hafta sonu yürümüyorum, evdeyim. Hafta içi her gün yürüyorum o zaman. Her sabah en az 1,5 kilometre, en fazla 3,5 kilometre yürüyorum. Akşam üstü de 6 kilometreye yakın yürüyorum. Yokuş çıkıyorum, yokuş iniyorum. Ayaklarım sürekli bir yarış içinde.

Bu yol böyle çekilmez ki! Şarkı da dinliyorum. Kulaklık takıyorum, açıyorum şarkımı. Genelde IU dinliyorum. Bazen de şarkının ritmiyle adımlarımı senkronize ediyorum. Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum.

Bazen şarkının sesini açıyorum, bazen kısıyorum. Bazen koşar adım yürüyorum, bazen çok yavaş… Tıpkı hayatımın akışı gibi. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş akıyor hayat benim için. Tıpkı ayaklarım gibi. Zeynep Hoca’m düşünmemem gerektiğini söylediği için bu denemeyi nereye bağlayacağımı düşünmedim. Hızlı başladım.

Yürümeyi hem seviyorum hem de hiç sevmiyorum. Yürürken kulaklığımın içindeki minik mikrofonuyla şarkı söyleyen IU ile baş başa kalıyorum. Düşünüyorum. İşte bu yüzden seviyorum. Ama çok yoruluyorum. Onu geçtim terliyorum. İşte bu yüzden hiç sevmiyorum. Ama ayaklarıma hiç sormadım yürümeyi sevip sevmediklerini. Bacaklarıma da sormadım yorulup yorulmadıklarımı. IU’ya da sormadım şarkı söylemek istiyor mu diye. Beynime de sormadım düşünmek istiyor mu diye. Son olarak, şimdi ucunu tekrar açtığım kalemime de sormadım bunları yazmak istiyor mu diye.