Geçen gece ilk romanım Altın Sarısı Tarlalar'ın ön sözünü blogumda paylaşmaya karar verdim. Bunun nedenini kendime saklıyorum. Aşağıda Altın Sarısı Tarlalar'ın ön sözünü okuyacaksınız.
Aslında ön sözleri seven biri değilim. Çoğu zaman kitapların ön sözlerini de okumam açıkçası. Ama bana kalırsa bu kitap bir ön sözü hak ediyor. Kitabı yazarken bana ilham olan birçok kişi oldu. Hayat, hiçbirimiz için kolay değildir. Ankara’da yüksek bir yere çıktığımda her zaman diğer binaları süzmüşümdür. Onlarca farklı ev, yüzlerce farklı aile, binlerce farklı hayat, on binlerce farklı acı… Kimi zaman kalabalık bir sokak gördüğümde ya da Kızılay’a indiğimde yaya geçidinden geçmeyi bekleyen etrafımdaki onlarca insanın da birbirlerinden çok farklı hayatları olduğunu aklımdan geçirmek beni daha da fazla düşünmeye iten şeylerden sadece birisidir. Her bir insanın farklı öyküleri, farklı acıları, farklı hedefleri olduğunun farkına varmak garip hissettirir bana. Hepimiz bazen bu dünyada acı çeken sanki bir tek biz varmışız gibi düşünürüz. Hayalleri olan tek kişi bizmişiz gibi… Sanki sekiz milyarlık koca dünyada önemli olan tek kişi bizmişiz gibi.
Farklı hayatlar beraberlerinde farklı deneyimler getirir. Birinin birine bağlılığı ise paha biçilemez bir değerdir. Ancak iki kişinin birbirine olan sonsuz bağlılığını ifade etmeye kelimeler kifayetsiz kalacaktır. Hayata tutmamıza yardımcı olan; umutlarımızı yeşerten; her zaman sığınabileceğimiz; omzunda ağlayabileceğimiz; sırlarımızı düşünmeden, tereddüt etmeden paylaşabileceğimiz özel kişilerden bahsediyorum. Benim bu şekilde hissettiğim birçok kişi var sanırım. Hayata sadece bir kişi veyahut bir şeyle tutunmuyorum. Ben o dalı tek elimle değil, iki kol ve iki bacağımla tutuyorum.
Bu roman sadece Koreli yetim bir kızın, kimsesiz Japon bir askerin, yetim kalmış Gürcü bir subayın, dedesini kaybetmiş Fransız bir oğlanın, İspanyol azılı bir suçlunun, âşık iki çocukluk arkadaşının hikâyesi değil. Kohana’nın sesi, Alejandro’nun suskunluğu, Ikuma’nın gölgesi… Siz okuyuculardan birer parçadır. Bu romanı yazarken ilham aldığım kişilere teşekkür ederim.
Bunun yanında; her zaman yanımda olan, beni her durumda destekleyen, ahlaki ve davranışsal eğitimimi veren, benim için gecenin bir saatinde kalkan, hasta olduğum zaman telaştan uyuyamayan, haklarını asla ama asla ödeyemeyeceğim annem Özlem’e ve babam Ferhat’a; her dizine yattığımda başımı okşayarak “Benim oğlum bir gün çok büyük adam olacak. Herkes parmakla gösterip ‘Şu da Özlem’le Ferhat’ın oğlu’ diyecekler. Ben görmem ama mezarıma gelip ‘Ben büyük adam oldum anneanne’ de, olur mu” sözleriyle beni her zaman duygulandırmayı başaran anneanneme; hayata tutunma mücadelesinden hiç vazgeçmeyen, umudunu hiçbir durumda kaybetmeyen, ne olursa olsun hastalığına rağmen hayata sımsıkı tutunan ilk sıra arkadaşım ve ebedî dostum Kardelen’e; başta gecenin bir saatinde sık sık mesaj yazıp belki de uykusundan uyandırdığım Zeynep Hocam olmak üzere beni her zaman destekleyen, arkamda duran, beni eğiten ve geliştiren, yeri geldiğinde bana her türlü imkânı tanıyan -isimlerini burada saymakla bitiremeyeceğim- tüm öğretmenlerime; sürekli darladığım ancak hiçbir zaman “of” bile demeden beni dinleyen, anlayışla karşılayan dostum Arda’ya; yollarımızın kesiştiği ilk günden beri hayatıma renk katan, hayatındaki zorluklarla savaşmaktan vazgeçmeyen, kendisinde kendimi gördüğüm, hayallerinin peşinde koşan (ve bir gün hayallerine ulaşacak olan) Ekin’e; bu kitabın taslağını okurken yazığım olaylardan dolayı sinirlenip ağlayan ve “Bunu yazan sensin! Onu sen değiştirebilirsin!” diyerek küsüp odasına giden kız kardeşim Zeynep Damla’ya; isimlerini sayamadığım diğer onca güzel insana; son olarak üzüldüğümde, mutlu olduğumda, kırgın olduğumda, ümitsizliğe düştüğümde, ağladığımda, güldüğümde, kaygılandığımda, kendime inancımı kaybettiğimde, gelecek kaygısına düştüğümde, kendimden emin olduğumda, sinirlendiğimde, kriz geçirdiğimde, yorulduğumda… Şarkılarını her dinleyişimde içimde farklı bir duygu uyandıran, sakin ve güzel sesiyle beni sakinleştiren, oyunculuğu ile beni her seferinde etkileyen IU’ya sonsuz teşekkürler. Her birinize minnettarım.
— Ön Söz / Altın Sarısı Tarlalar