← Bloga Dön

Kedili Soğuk Cadde

Kimse dışarıda bulunmak istemiyordu. Yavru kediler köşede oynaşıyordu. Kuşlar ise birbirlerine sarılıyordu. Koskoca caddede sadece bir kişi vardı: Paltolu, zayıf bir genç. Gözleri durgun bakıyordu.Sanki biri gelmiş ve tüm neşesini almıştı. Rüzgâr öylesine soğuktu ki yüzü ıslanmış gibi hissediyordu. Sonbahardan kalma kuru yapraklara bastığında çıkan hışırtıyı duymadı. Gözüne kediler ilişti. Gözlerini iki saniyeliğine yumdu. Kediler üşür müydü? Küçük bir kedi ne isterdi? Yapraksız ağaçta birbirine sokulmuş serçeler vardı. Küçük taşlar gibi görünüyorlardı. Birden, sanki o ağaçtaymış gibi kendini yukarıdan gördü. Bir anlığına serçe oluvermişti. Serçeler de üşüyordu. İleride yaşlı birini gördü. Titreyerek yürüyordu. Bacakları dermansız, cildi ince, elleri soğuk olmalıydı. Belki de hastadır. Nereden geliyordu, nereye gidecekti? Kendisi oldu. Üşüyordu, titriyordu... Geç kalmıştı. Tiyatroya gidecekti! Endişelendi, korktu, üzüldü. O an geldi.

Tiyatro. Işıklar açıldı. Her yer sessizlik içinde. Adım sesleri duyulmalıydı oysa... Gösteri başladı.