Bağlantı Kopyalandı!
← Bloga Dön

Beyaz Kitap

Han Kang’dan Beyaz Kitap. Harika bir eser. Birisi bana “Edebiyat fiziksel bir nesne olsaydı ne olurdu,” diye bir soru sorsaydı, ona Han Kang’ın Beyaz Kitap’ını okumasını tavsiye ederdim. Başta kitap sanki hiçbir şey anlatmıyor gibidir. Sanki kitap rastgele beyaz şeylerden bahsediyor. Sonra yavaş yavaş içinde bulunduğunuz ortam soğumaya ve yavaşlamaya başlar. Bir süre sonra kitabın sizi yavaşça bir hikâyeye doğru sürüklediğini fark edersiniz. Kurbağa gibi hissedersiniz. Suyunuz yavaşça ısıtılmıştır kitap tarafından. Bir bakarsınız hüzünlü ve ağlamaklı bir olay. İçinizde tek bir duygu hakimdir: Beyaz Kitap’ın Soğuk Beyaz Hissi.

Bu kitap sanki dünya dışından gelmiş bir eser gibi. Öylesine kendine has bir dokusu, öylesine kendine özgü bir hissi var ki… Dünyaya muadilinin gelebileceğini sanmıyorum. Sizi herhangi bir noktadan alıyor ve sadece gidiyorsunuz. Bir zamandan sonra yazar sizi ne yöne götürürse o yöne doğru direnmeden giderken buluyorsunuz kendinizi. Belki de bu yüzden Han Kang en sevdiğim yazarlardan birisi... Yazarın okuduğum diğer kitaplarını da ayrı ayrı sevdim ve hepsinin apayrı bir yeri var bende. Veda Etmiyorum, Çocuk Geliyor, Vejetaryen, Yunanca Dersleri. Geçenlerde yeni kitabı Işık ve İp raflarda yerini aldı. En kısa zamanda onu da okuyacağım.

Açıkçası ben bu kitabı okuyalı epey bir zaman geçti. Az önce Sabitfikir’in geçen ay çıkan sayısını elime aldım. Tam okumaya başlayacaktım ki, üstünde çalıştığım eserler için uzun zamandır vakit ayırmadığımı fark ettim. Tam çalışmaya başlayacaktım ki Veda Etmiyorum ve Beyaz Kitap’ın içimde oluşturduğu his etrafımı çepeçevre sardı. Ben de bu yazıyı blogumda paylaşmak için yazmaya karar verdim. Hatta (her ne kadar henüz yayımlamamış olsam da) Han Kang’ın Beyaz Kitap’taki tavrından etkilenerek sevdiğim şeylerin bir listesini hazırladım ve altını birkaç satırla doldurdum her birinin.

Beyaz Kitap, Han Kang’ın okuduğum ilk eseridir. Eğer sıra dışı ve eşsiz bir kitap okuma deneyimi istiyorsanız eliniz, raflardaki Beyaz Kitap’ı bulmalı. Göksel Türközü’nün harika çevirisiyle birlikte yabancı bir kitap okuduğunuzun bile farkına varmayacaksınız ayrıca.